TÜRKİYE'NİN KÜRT SORUNU ALGISI
Pollmark & SETA , 27.08.2009
Türkiye, Kürt meselesini ilk defa tartışmıyor veöyle görünüyor ki bu konu daha uzun yıllar gündemin en önemlikonularından biri olacak. Fakat son yıllarda yaşananlar, öylesinebaşdöndürücü bir hızla gelişti ki ortaya çıkan dinamikler, sorununaldığı yeni haller, etkilediği zeminler ve göründüğü alanlaralabildiğine karmaşıklaştı. Öyle ki sanki bu meseleyi ilk defakonuşuyormuşçasına, hem siyasi dinamikleriyle, hem de konuşulabildiğizeminler açısından yepyeni bir bağlam var karşımızda. Şüphesiz, bu yenibağlam, meselenin, en az son 20 yıllık tarihinde biriktirdiğigerilimlerin, başarı veya başarısızlıkların, dönüşümlerin, kırılmalarınüzerinde yükseliyor. Fakat bugün gelinen noktada, gerek sorunun kendisigerekse sorunu etkileyen tüm aktörler açısından, 10 yıl öncesinin veya20 yıl öncesinin diliyle konuşmanın imkanı kalmamıştır. Daha açık birifade ile söylersek, Kürt meselesi önümüzdeki dönemlerde de bütünağırlığıyla Türkiye gündeminin en önemli siyasal sorunu olarak kalmayadevam etse bile, tartışmaların anlam bulduğu ve sorunun konuşulduğuçerçeve, farklılaşmak zorundadır.
İçinden geçtiğimiz dönemi,az veya çok, bu farklılaşmanın veya dönüşümün başladığı dönem olaraksaymak abartılı bir tespit sayılmaz. Bu dönemin en önemli özelliği,Kürt meselesinin, medya, asker, siyasetçi üçgenine sıkışmış birçerçeveden uzaklaşıp, kamuoyu vicdanında da somut bir karşılığı olan,siyasal önemi giderek teslim edilen bir sorun olarak kabul edilmesidir.
Araştırmamızınönemi, bu geçiş döneminin fotoğrafını çekme kabiliyetidir. Aynı zamandabu dönemi de aşacak bir biçimde, Kürt meselesindeki yapısal ve dönemselsıkıntılara değinilmiş, bunların kamuoyu tarafından nasıl algılandığıortaya çıkarılmış ve tartışılmıştır. Araştırmamız toplumun Kürtmeselesini nasıl algıladığı, çözümü nerede gördüğü, iktidar vemuhalefet partilerinin mevcut açılıma yönelik tutumlarını nasılbulduğu, açılım çerçevesinde dillendirilen talepleri nasıl karşıladığı,sorunun kaynaklarının neler olduğu, toplumsal bütünlüğü sağlayandeğerlerin hangileri olduğu gibi konularda oldukça ilginç ve önemliveriler sunuyor.
Ortaya çıkan veriler, hangi şekillerde elealınırsa alınsın, Kürt meselesi üzerine yapılan tartışmalarda hemderinliği artıracak hem farklı boyutları aynı anda görebilme imkanısağlayacak bulgulardır. Bir kitaba dönüştürerek kamuoyunun dikkatinesunduğumuz bu araştırmanın, Kürt meselesinde, hangi siyasi pozisyondaolunursa olunsun, ezberleri bozacağını, doğruları tahkim edeceğini vedaha verimli bir tartışma zemini yaratacağını umuyoruz.